31 Mart 2012 Cumartesi
OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN TEMEL İLKELERİ - OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMININ GENEL ÖZELLİKLERİ
OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN TEMEL İLKELERİ
- Okul Öncesi Dönem Hayatın Temelidir.
- Gelişmede Özel Alıcı Dönemler Vardır.
- Eğitim Çocuğun İhtiyaçlarına Duyarlıdır.
- Gelişimin Bütün Yönleri Birbirleri ile İlişkilidir.
- Bu Nedenle Eğitim Çocuğun Bütünlüğünü Gözetir.
- Çocuğun Aktif Katılımı Ve İlgisi ön plandadır.
Okul Öncesi Eğitimle;
- Çocuğun kendine güveni gelişir,
- Kendini idare etmeyi öğrenir,
- Bağımsız olmayı öğrenir ve özsaygıyı kazanır,
- Mucit, girişimci, üretici ve problem çözücü olmayı öğrenir.
- Kendi kişiliğini ve vücudunu tanır,
- Sosyalleşir,
- İlkokula uyumunu sağlayacak yetenekleri geliştirir.
OKUL ÖNCESİ EĞİTİM PROGRAMININ GENEL ÖZELLİKLERİ
- 36-72 aylık çocuklara yöneliktir.
- Çocuk merkezli programdır.
- Muhayyile ön plandadır(Ünite ve konuların olmayışının altında yatan temel felsefe de budur).
- Çocuğun çok yönlü gelişimi esastır.
- Hiçbir gelişim alanı diğerinden daha iyi ya da önemli değildir.
- Konular değil çocuğa kazandırılacak davranışlar esastır.
- Konular amaç değil araçtır.
- Bir hedef kazandırılırken farklı konular seçilebilir. Aynı konuyla farklı hedefler kazandırılırken farklı boyutta da tekrar tekrar ele alınabilir.
- Program, problem çözme ve oyun yöntemlerini öne çıkarır.
- Günlük yaşam deneyimlerinin ve yakın çevre olanaklarının kullanılmasını teşvik eder.
- Aile katılımı önemlidir.
- Esnektir.
- Her grup için, Türkiye?nin her yerinde uygulanabilir bir programdır.
- Bireyselleştirmeye uygundur.
- Özel eğitime gereksinim duyan bazı gruplarda ve kaynaştırma uygulayan okullarda da kullanılabilir.
25 Mart 2012 Pazar
OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ÖNEMİ
Okul
öncesi eğitim süresince çocuklar ilköğretime hazırlanırken, paylaşmayı,
dayanışmayı, sosyalleşmeyi ve birlikte çalışmayı öğrenirler. Okul
öncesi eğitimin amacı çocuklarda öğrenmeye ilgi uyandırmak ve çocuğun
varolan yeteneklerini görünür kılmaktır.
Bu dönem, araştırmacılar için çocuğun yüksek öğrenme potansiyeline sahip olduğu bir dönem olarak görülmektedir. Uygun fiziksel ve sosyal çevre koşullarında ve sağlıklı etkileşim ortamında yetişen çocuklar, daha hızlı ve başarılı bir gelişim gösterirler.
Eğitimin ilk basamağını oluşturan okul öncesi eğitim gömleğin ilk düğmesidir ve bunun doğru iliklenmesi gerekir.
Çocuğun doğduğu günden temel eğitime başladığı güne kadar geçen yılları kapsayan ve çocukların daha sonraki yaşamlarında önemli rol oynayan; bedensel, psikomotor, sosyal-duygusal, zihin ve dil gelişimlerinin büyük ölçüde tamamlandığı, kişiliğin şekillendiği ve çocuğun devamlı olarak değiştiği bir süreçtir. Bu nedenle, çocuğun küçük yaşlarda sağlıklı bir ortamda gelişimini sürdürmesi önem kazanmaktadır.
Sağlıklı ve istenilen davranışlara sahip çocuklar yetiştirmek, onların gelişim özelliklerini ve bu özellikler doğrultusunda gereksinimlerinin neler olduğunu bilmeye bağlıdır. Erken çocukluk dönemindeki gelişmelerle, okul öncesi eğitim artık anne babanın yalnız başına başarabileceği bir konu olmaktan çıkmış durumdadır.
Eğitim, öğrenci-öğretmen-veli üçgeninden oluşan platformdur. Bu birliktelik ne kadar bilinçli ve sağlıklı olursa, çocuklarımızda o oranda sağlam bir kişilik kazanırlar.
Eğitimin sağlam temeller üzerine kurulmasında ve insanların ileri yaşlardaki başarılarında okul öncesi eğitimin rolü bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Ana kucağındaki yoğun ilgiden sonra, anaokulu ortamı çocuk için dünyaya açılan yepyeni bir penceredir. Olumlu yada olumsuz anlamda verilen her şey, onları yetişkinlik yıllarında da doğrudan etkilemektedir.
3 yaşına kadar bir çocuğun beyni bir yetişkinden 2,5 kat fazla çalışır, 6 yaşına kadar bir profesörden 2 kat hızlıdır. Yapılan tüm uluslararası araştırmalar ve uygulanan testler göstermektedir ki 0-6 yaş grubunda, gelişim düzeyinde okul öncesi eğitimi almış çocukların, akademik programlarda eğitim almış olanlara göre 1. sınıf başarı düzeyleri daha yüksektir ve okuma yazmaya daha hızlı geçmektedirler.12 yaşında IQ değerleri 5 puan daha yüksektir, 15 yaşında yetenek sınavlarında % 90 -100 arası başarı sağlarlar. % 65’i liseyi, % 45’i üniversiteyi sorunsuz kazanır ve bitirir. Yetişkin olduklarında dış dünyayla kolay ve sağlıklı iletişim kuran, sosyal insanlar olurlar.
Okul öncesi eğitim kurumları; toplumun temel yapısını oluşturan
* Saygı,sevgi,
* Paylaşma, iş bölümü,
* Sorumluluk
* Sosyal çevre oluşturma açısından çocuğu geleceğe hazırlayan en güvenli ortamdır.
Bilindiği gibi, 3 ile 6 yaş arası çocukta pek çok gelişimsel değişmenin yaşandığı yıllardır. Normal gelişim gösteren bir çocuk, 6 yaş civarında pek çok motor becerileri kazanmış, çeşitli fiziksel becerilerini kullanmaya başlamıştır.
Bilişsel gelişim açısından ise, fiziksel ve sosyal çevresi ile ilgili yoğun bir bilgi birikimi oluşturmaya ve çevresinde gelişen olayları anlamaya başlamıştır.
Buna karşın, okul öncesi yılları çocuğun soyut düşünme yetisinin henüz tam şekillenmediği ve bu nedenle yapılan tüm etkinliklerin somut bir biçimde çocuğun yaparak ve deneyerek öğrenmeyi gerçekleştirdiği yıllardır. düşünüldüğünde, okul öncesi yılları çocuğun arkadaşları ve öğretmeni ile birebir olarak kuracağı iletişime dayalı konuşma ve dinleme becerilerini geliştirici etkinliklerin ağır bastığı yıllar olmalıdır.
Bu dönem, araştırmacılar için çocuğun yüksek öğrenme potansiyeline sahip olduğu bir dönem olarak görülmektedir. Uygun fiziksel ve sosyal çevre koşullarında ve sağlıklı etkileşim ortamında yetişen çocuklar, daha hızlı ve başarılı bir gelişim gösterirler.
Eğitimin ilk basamağını oluşturan okul öncesi eğitim gömleğin ilk düğmesidir ve bunun doğru iliklenmesi gerekir.
Çocuğun doğduğu günden temel eğitime başladığı güne kadar geçen yılları kapsayan ve çocukların daha sonraki yaşamlarında önemli rol oynayan; bedensel, psikomotor, sosyal-duygusal, zihin ve dil gelişimlerinin büyük ölçüde tamamlandığı, kişiliğin şekillendiği ve çocuğun devamlı olarak değiştiği bir süreçtir. Bu nedenle, çocuğun küçük yaşlarda sağlıklı bir ortamda gelişimini sürdürmesi önem kazanmaktadır.
Sağlıklı ve istenilen davranışlara sahip çocuklar yetiştirmek, onların gelişim özelliklerini ve bu özellikler doğrultusunda gereksinimlerinin neler olduğunu bilmeye bağlıdır. Erken çocukluk dönemindeki gelişmelerle, okul öncesi eğitim artık anne babanın yalnız başına başarabileceği bir konu olmaktan çıkmış durumdadır.
Eğitim, öğrenci-öğretmen-veli üçgeninden oluşan platformdur. Bu birliktelik ne kadar bilinçli ve sağlıklı olursa, çocuklarımızda o oranda sağlam bir kişilik kazanırlar.
Eğitimin sağlam temeller üzerine kurulmasında ve insanların ileri yaşlardaki başarılarında okul öncesi eğitimin rolü bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Ana kucağındaki yoğun ilgiden sonra, anaokulu ortamı çocuk için dünyaya açılan yepyeni bir penceredir. Olumlu yada olumsuz anlamda verilen her şey, onları yetişkinlik yıllarında da doğrudan etkilemektedir.
3 yaşına kadar bir çocuğun beyni bir yetişkinden 2,5 kat fazla çalışır, 6 yaşına kadar bir profesörden 2 kat hızlıdır. Yapılan tüm uluslararası araştırmalar ve uygulanan testler göstermektedir ki 0-6 yaş grubunda, gelişim düzeyinde okul öncesi eğitimi almış çocukların, akademik programlarda eğitim almış olanlara göre 1. sınıf başarı düzeyleri daha yüksektir ve okuma yazmaya daha hızlı geçmektedirler.12 yaşında IQ değerleri 5 puan daha yüksektir, 15 yaşında yetenek sınavlarında % 90 -100 arası başarı sağlarlar. % 65’i liseyi, % 45’i üniversiteyi sorunsuz kazanır ve bitirir. Yetişkin olduklarında dış dünyayla kolay ve sağlıklı iletişim kuran, sosyal insanlar olurlar.
Okul öncesi eğitim kurumları; toplumun temel yapısını oluşturan
* Saygı,sevgi,
* Paylaşma, iş bölümü,
* Sorumluluk
* Sosyal çevre oluşturma açısından çocuğu geleceğe hazırlayan en güvenli ortamdır.
Bilindiği gibi, 3 ile 6 yaş arası çocukta pek çok gelişimsel değişmenin yaşandığı yıllardır. Normal gelişim gösteren bir çocuk, 6 yaş civarında pek çok motor becerileri kazanmış, çeşitli fiziksel becerilerini kullanmaya başlamıştır.
Bilişsel gelişim açısından ise, fiziksel ve sosyal çevresi ile ilgili yoğun bir bilgi birikimi oluşturmaya ve çevresinde gelişen olayları anlamaya başlamıştır.
Buna karşın, okul öncesi yılları çocuğun soyut düşünme yetisinin henüz tam şekillenmediği ve bu nedenle yapılan tüm etkinliklerin somut bir biçimde çocuğun yaparak ve deneyerek öğrenmeyi gerçekleştirdiği yıllardır. düşünüldüğünde, okul öncesi yılları çocuğun arkadaşları ve öğretmeni ile birebir olarak kuracağı iletişime dayalı konuşma ve dinleme becerilerini geliştirici etkinliklerin ağır bastığı yıllar olmalıdır.
22 Mart 2012 Perşembe
OKULA BAŞLAMA YAŞI
Okulların açıldığı şu günlerde çocuğunun yaşı okula başlatmaya yaklaşık olarak uygun olan veliler tereddüt içerisinde… Bu sene okula göndermeli mi? 1 sene daha beklemeli mi?
Dikkat edilecek bir kaç husus var; ilkokula başlaması için çocuğumuzun zihinsel olduğu kadar psikolojik ve sosyal açıdan da okula gitme olgunluğuna erişmiş olması gereklidir. Okula hazırlık sınıfı yaşı olarak 60-72 ay arası uygun yaş dönemidir. 72 ay ve sonrası ise ilkokul 1.sınıfa başlama yaşıdır. Bazı çocuk istisnai olarak 5-6 yaşında iken de hazırdır, bu çocuklar üstün zekalı olup, yüzüne bakıldığında “haydi oynayalım, haydi bana şu konuda cevap ver” edasındadır, henüz okula hazır olmayan çocuk ise isteksiz, rahatsız, iştahsiz bir hal içerisinde olup, tedirgindir ve kendinden emin değildir.
Zihinsel olarak 3-5 yaş arası çocukluktaki en hızlı ve kolay öğrenmenin olduğu dönem olmasına rağmen, okula başlamak için uygun değildir. Zihinsel gelişimle beraber sosyal olarak da kendini ifade, kendini savunma gerektiğinde liderlik yapabilme gibi yönlerinin gelişmiş olması gerekir. Duygusal açıdan henüz hazır olmadan okula başlayan çocuk; diğer çocuklara kendini ezdirebilir, edilgen bir duruş sergileyebilir ve liderlik yönü zayıflar, çünkü diğer çocukları kendinden büyük ve daha güçlü görür.
Çocuğumuzun zihinsel gelişimine paralel olarak fiziksel, duygusal ve sosyal olarak da hazır olduğunu gözlemliyorsak okula gönderebiliriz. Bu konuda onu, okula olgunluk testi ya da benzeri testlerden geçirerek, bir çocuk psikologunun onayını almak da içinizi rahatlatacaktır.
Bununla beraber çocuğunuz bir kaç yıl anaokuluna gitmiş ve benzeri eğitimleri alıp artık okul öncesi eğitimden sıkılmış ise yine okula göndermek güzel bir çözüm olabilir. Anaokuluna gönderirken verilen eğitimin çocuğun yaşına göre programlanmış bilinçli öğretmenler tarafından verilmesine dikkat etmelidir. Bilinçsiz bir şekilde verilen eğitimle çocuk her yıl benzer ya da aynı şeyler öğrenip anaokulundan sıkılabilir ve okula hazırmış gibi bir hava uyandırabilir. Anaokulunda akademik eğitim becerileri yerine çocuğun kabiliyetlerini ve hayal dünyasını geliştirecek eğitim verilmelidir. Başarma, adalet duygusu, sorumluluk alma, paylaşma gibi sosyal yönlerin gelişmesine önem verilmeli, çocuk, psikolojik açıdan okula hayatına hazır hale getirilmelidir.
Dikkat edilecek bir kaç husus var; ilkokula başlaması için çocuğumuzun zihinsel olduğu kadar psikolojik ve sosyal açıdan da okula gitme olgunluğuna erişmiş olması gereklidir. Okula hazırlık sınıfı yaşı olarak 60-72 ay arası uygun yaş dönemidir. 72 ay ve sonrası ise ilkokul 1.sınıfa başlama yaşıdır. Bazı çocuk istisnai olarak 5-6 yaşında iken de hazırdır, bu çocuklar üstün zekalı olup, yüzüne bakıldığında “haydi oynayalım, haydi bana şu konuda cevap ver” edasındadır, henüz okula hazır olmayan çocuk ise isteksiz, rahatsız, iştahsiz bir hal içerisinde olup, tedirgindir ve kendinden emin değildir.
Zihinsel olarak 3-5 yaş arası çocukluktaki en hızlı ve kolay öğrenmenin olduğu dönem olmasına rağmen, okula başlamak için uygun değildir. Zihinsel gelişimle beraber sosyal olarak da kendini ifade, kendini savunma gerektiğinde liderlik yapabilme gibi yönlerinin gelişmiş olması gerekir. Duygusal açıdan henüz hazır olmadan okula başlayan çocuk; diğer çocuklara kendini ezdirebilir, edilgen bir duruş sergileyebilir ve liderlik yönü zayıflar, çünkü diğer çocukları kendinden büyük ve daha güçlü görür.
Çocuğumuzun zihinsel gelişimine paralel olarak fiziksel, duygusal ve sosyal olarak da hazır olduğunu gözlemliyorsak okula gönderebiliriz. Bu konuda onu, okula olgunluk testi ya da benzeri testlerden geçirerek, bir çocuk psikologunun onayını almak da içinizi rahatlatacaktır.
Bununla beraber çocuğunuz bir kaç yıl anaokuluna gitmiş ve benzeri eğitimleri alıp artık okul öncesi eğitimden sıkılmış ise yine okula göndermek güzel bir çözüm olabilir. Anaokuluna gönderirken verilen eğitimin çocuğun yaşına göre programlanmış bilinçli öğretmenler tarafından verilmesine dikkat etmelidir. Bilinçsiz bir şekilde verilen eğitimle çocuk her yıl benzer ya da aynı şeyler öğrenip anaokulundan sıkılabilir ve okula hazırmış gibi bir hava uyandırabilir. Anaokulunda akademik eğitim becerileri yerine çocuğun kabiliyetlerini ve hayal dünyasını geliştirecek eğitim verilmelidir. Başarma, adalet duygusu, sorumluluk alma, paylaşma gibi sosyal yönlerin gelişmesine önem verilmeli, çocuk, psikolojik açıdan okula hayatına hazır hale getirilmelidir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



























